Balık Türleri
Amerikan Cichlidleri
Symphsodon discus
   Gerek renkleri, gerekse vücut formları sebebiyle, akvaryum balıkları arasında bulunduğu yeri layıkıyla hak eden diskuslar, yassı, disk şeklindedirler. Gözle kuyruk arasında 9 adet koyu renkli dikey çizgi bulunmaktadır. Bu dikey çizgiler, üreme zamanlarında daha da belirginleşeceği gibi, çevre ve su faktörlerindeki olumsuzluklar karşısında da, tepki olarak koyulaşır ve daha belirgin hale gelir. Profesyonel üretim yöntemleriyle, ırklar çaprazlanarak, çeşitli biçim ve renklerde yeni ırklar türetilmiştir. Ülkemizde en tanınmış olan türler arasında Blue turkuaz, Red turkuaz, Red melon, Blue diamond, Snake skin ve Leopard desenli discuslar vardır.
   Güney Amerika'daki Amazon nehrinin ana ve yan kollarında yaşarlar. Bölgenin toprak yapısından dolayı; kalsiyum karbonat ve genel sertliği oluşturan mineraller azdır. Yine bu sebepten dolayı su; yumuşak, kahverengi ve asidik özelliğe sahiptir. Bu bölgelerde pH 5,0 - 6,5 arası, gH ve kH her zaman için 1 civarındadır. Daha çok akıntının az olduğu, aralarında saklanabilecekleri kütük, dal ve köklerin bol bulunduğu bölgeleri tercih ederler. Dişi ve Erkek arasında belirgin bir görünüş farkı yoktur. En doğru tespit, üreme dönemlerinde ortaya çıkan üreme tüplerini gözlemektir. Erkeğin sperm tüpü, ince, sivri uçlu ve küçük, dişinin yumurtlama tüpü ise kalın, yuvarlak uçlu ve erkeğe göre nispeten daha büyüktür. Erkeğin verimli olduğu ancak larvaların gözlemlenmesinden sonra anlaşılabilir.
   Her canlıda olduğu gibi Diskuslarda da sağlıklı gelişme için çeşidi zengin bir diyet şarttır. Piyasada diskuslar için hazırlanmış kuru yemler mevcuttur. Bunlardan kalitesine güvendiğiniz markaları tercih etmekte fayda var. Bu yemlere ek olarak, mutlaka canlı yemler de verilmelidir. Benim de kullandığım, sağlıklı ve hijyen olduğuna inandığım canlı yem, su piresi ve beyaz kurtlardır. Fakat ben bu canlı yemleri evde ürettiğim için böyle bir yorum getirdim, zira kaynağı belli olmayan hiçbir canlı yemi kullanmam ve tavsiyede etmem. Özellikle Tubifex kesinlikle verilmemelidir; zira hepimiz biliyoruz ki, çoğunlukla kirli (kanalizasyon vb.) ortamlardan elde edildikleri için hastalık taşıma riskleri yüksektir. Sadece balıklar değil, ev halkı da hepatit, dizanteri, ishal gibi hastalıklara karşı risk almaktadır. Alternatif olarak karides, midye, yengeç ve morina balığı eti de verilebilir. Bazı akvaristler ve üreticiler, yağı ve sinirleri ayıklanmış sığır kalbi, karides, bezelye, havuç, sprilluna karışımına vitaminde ekleyerek balıkların diyetine eklerler. Discus bakımı tecrübe gerektiği söylense de gözünüz korkmasın. Eğer discus beslemeyi düşünüyorsanız öncelikle bu konuda iyi bir araştırma yapmanızı öneririm. Zamanla kazanılan tecrübelerde, işinizi kolaylaştıracaktır. Fakat emek, sabır ve özel ilgi istediği gerçektir. Kolay pes eden biriyseniz, hiç başlamayın derim.
   Akvaryumun en az 200 litre hacminde ve 50cm yüksekliÄŸinde olması önerilir. YetiÅŸkin bir discus başına yaklaşık 50 litre su hacmi düşünülmelidir. İyi bir filtrasyon sistemi olmazsa olmazlar arasındadır. Ayrıca akvaryum yerinin ayakaltı diye tabir edilen bir ortamda olmamasını öneririm. Zira bu balıklar çok hareketli ayakaltı yerlerde kolayca strese girebilecek bir yapıya sahiptirler. Akvaryum suyu yumuÅŸak veya orta sertlikte olabilir (gH : 4-6). pH'ın ise 7,0'ı geçmemesi önerilir. Nitrit ve nitrat mümkün olduÄŸunca düşük tutulması ÅŸarttır. Bu yüzden etkin bir biyolojik filtrasyonun yanında, düzenli olarak haftalık %20 su deÄŸiÅŸimi gerekir. Tabanda biriken dışkı, artık yem kesinlikle bırakılmamalıdır. İdeal akvaryum sıcaklığı 28°-30°C arasıdır.Â
    Diskuslar eşlerini kendileri seçerler. Hazır eş tutmuş çift satın alınabileceği gibi, genç yaşta ve grup halinde en az 300 litrelik büyük bir akvaryumda eş tutmalarını beklemek, tercihe kalmış bir şeydir. Ben bu konuda sabredemediğim için, önceden yumurtladığını bildiğim bir çift satın alarak başladım. Eğer genç discuslarla başlamayı seçerseniz, ana tanktaki eşleşen çiftlerin sürekli beraber dolaştıklarını, yanlarına yaklaşan diğer balıkları kovduklarını ve bir bölgeyi sahiplendiklerini görürsünüz. Yumurtlamaya hazırlık olarak, herhangi bir dik yüzeyi veya sizin koyacağınız yumurtlama konisini temizlemeye başlarlar. Pür dikkat yumurtlama alanına konsantre olmalarından yumurtlamanın yakın olduğunu anlayabilirsiniz. Ayrıca çiftin rengi ve stres halindeyken çıkan, dikine çizgilerin koyulaştığı, dişinin yumurta tüpünün çıktığı, bariz bir şekilde görülür.
   Üretim için 50cm x 50cm x 50cm ölçülerinde bir akvaryum ve filtrasyon için pipo filtre diye adlandırılan, sünger filtre kullanılır. Üretim akvaryumu, az kullanılan bir odada olması, balıkların stres yapmamaları için önemlidir. Sürekli kullanılan bir odada ani hareketler karşısında çok tedirgin olurlar. Yumurtalara bakarken olsun, larvaları beslerken olsun rahatsız edilmemesi amacıyla çoğu üretici akvaryumun 3 camını açık renk bir malzemeyle kapladıklarını duydum. Ayrıca tankın yerden yüksekliğinin 80-90cm olması balıkları rahatlatacaktır. Discuslar tepeden bakılmasını sevmezler. Suyun çok hareketli olmaması önemlidir. Zira yumurtlama esnasında yumurtalar döllenirken, akıntı döllenme yüzdesini düşürebilir. Sirkülasyonun az olduğu bir bölgeye yumurtlama konisi diye adlandırılan, boya, vernik gibi suya salınım yapabilecek maddelerle kaplı olmayan bir saksı koyulur. Üretim tankının suyu yumuşak (kH 1-4) ve asitik (pH 5,5-6,5) olmalıdır. Tabi bu genel anlamda bir değerdir. Çoğu discus üreticileri, bu değerlerin çiftin isteğine göre değişebileceği kanaatindedir. Benim tankımdaki su parametreleri kH 6 ve pH:6,8 iken larvalar serbest yüzmeye geçti. Bu özellikteki suyu hazırlayabilmek için Reverse Osmosis cihazı ve Torf kullanılabilir. Bir diğer alternatifte piyasada satılan damacana sulardan kullanmaktır. Ben RO cihazı edinemediğim için böyle yapmak durumunda kaldım fakat masraflı olması yüzünden tavsiye etmem. En uygun sıcaklık 29-30C arasıdır. Düzenli dip temizliği yapılması gerektiği için tabana kum koymamak işinizi kolaylaştırır.
   Çift yumurtlama zeminini iyice inceleyip temizledikten sonra; Dişi, aşağıdan yukarı doğru yumurtalarını sıralamaya başlar. İlk sırayı tamamladıktan sonra görev erkektedir, yumurtaları dikkatlice döller. Daha sonra dişi ikinci bir sıra yumurtayı dizer. Bu şekilde sırayla, yaklaşık bir saatte yumurtlama işlemi biter. En son olarak birlikte tüm yumurtaları karınlarıyla düzeltirler ve erkek son bir kez daha kontrol ederek, tekrar spermlerini yumurtaların üzerine bırakır. Bu aşamayı izlemek inanılmaz keyiflidir. Eşler son derece senkronize bir şekilde yumurtaların üzerinde dans ediyorlar dersem abartmış olmam. Yumurtlama esnasında filtre akıntısı fazla ise, döllenmenin başarısını artırmak için filtreyi durdurarak su akıntısını engellemek gerekir. Bir saat süren yumurtlama işleminin sonucunda 150 ile 200 arasında değişen sayılarda yumurta bırakılmış olur.
   Yumurtlama bittikten sonra, eşler sırayla yumurtaları yüzgeçleriyle havalandırırlar. Mantarlaşan yumurtaları diğer yumurtalara zarar vermemesi için ayırıp yerler. Bazen eşler arasında yumurtalara bakmak konusunda geçimsizlik yaşanır. Sadece tek bir tanesi de yumurtalara başarıyla bakabilir. Yumurtlama bittikten sonra geçimsizlik gözleniyorsa, yumurtlara daha uzun süreli bakan eş üreme tankında bırakılarak, diğer eş tanktan uzaklaştırılır. Geceleri de bu havalandırma işlemi devam etmesi gerektiğinden, üreme tankının bulunduğu odada bir gece lambasının bulunmasında fayda vardır. Yaklaşık 60 saat sonra yumurtalar açılır. Henüz serbest yüzemeyen larvalar birbirlerine yapışık halde dururlar. Ebeveynler gerekli görürlerse larvaların yerlerini değiştirebilirler. Larvalar yumurtadan çıktıktan 60 saat sonra da serbest yüzmeye başlarlar ve ebeveynlerin sırtına yönelirler. İlk 7 gün ebeveynlerin deri mukozasıyla beslenirler. Bu larvalar için en ideal besindir. Henüz buna eşdeğer bir besin alternatifi, üreticiler tarafından bulunamamıştır. Bu sekresyon sayesinde larvaları gözle görülür bir şekilde büyür. Eğer yeterli miktarda sekresyon varsa, larvalar 3-4 gün sonra 3 katı büyüklüğe ulaşabilirler. Sekresyonun optimum seviyede olması için ebeveynler yumurtlama öncesi çok iyi bir diyetle beslenmelidir.
   Larvalar ebeveynlerin sırtında beslenirlerken takviye olarak artemia verilmelidir. Bu hem geliÅŸmelerine yardımcı olacak hem de sekresyon miktarı az ise yavru kayıplarını minimuma indirecektir. Bir süre sonra su piresi de menüye eklenebilir. Yavru diskuslar 5-6 hafta sonra yaklaşık 2cm büyüklüğe ulaşırlar ve artık anne babalarından ayrılıp, büyütme tankına alınabilirler. Yavrular üreme tankından ayrıldıktan sonra 6 saat arayla, eÄŸer imkanlar kısıtlıysa 8 saati geçirmemek kaydıyla beslenmelidir. Zengin bir diyetle sık yemlemenin yanı sıra düzenli su deÄŸiÅŸimleri de çok önemlidir. Tankın temiz tutulması, dışkı ve yem artıklarının ortamdan uzaklaÅŸtırılması ÅŸarttır. Böylece yavrular saÄŸlıklı bir ÅŸekilde geliÅŸirler.Â
   Genellikle karşılaştığım problem, yumurtaların mantarlaşmasıydı. Buna birçok şeyin neden olabileceğini öğrendim. Dikkat edilmesi gereken temel nokta; Sertlik ve pH değerlerinin önemi yanında nitrit/nitrat vb. kirleticilerin sıfıra yakın olmasıdır. Bu sorunları çözdükten sonra yaklaşık 40-45 kadar larva serbest yüzme aşamasına başarıyla geçti. Ebeveynlerin sırtına da yerleştiler. Bir hafta boyunca ebeveynlerden beslendiler ve tırnağım büyüklüğüne geldiler. Ben bundan sonra büyürler, zor olan bölümü atlattım diye düşünürken, ikinci haftadan itibaren her gün birer ikişer yavru ölümleri başladı. Bu da araştırdığım kadarıyla iç/dış parazitlerin neden olduğu bir durum olabilirmiş. Daha sonraki tecrübelerimde ise böyle bir sorunla karşılaşmadım ve tek partide 180 kadar yavruyu başarıyla büyüttüm. Üremelerindeki güçlükleri aştıktan sonra tek yapmanız gereken, çeşitli yemlerle değişik menüler hazırlamak ve suyun tertemiz olmasını sağlamak. Başarı kendiliğinden geliyor.
| Sonraki > |
|---|
Son Güncelleme (Çarşamba, 02 Aralık 2009 16:28)
Tasarim Hakan SERiN